Sigma
Sigma • Teknoloji Devlerinin Kaderi Sigorta Şirketlerinde...
15 Eylül 2026 Salı

Teknoloji Devlerinin Kaderi Sigorta Şirketlerinde...

 

Blog başlığını “Yeni bir çağın başlangıcı” olarak atma konusunda kararsız kaldım ancak bu başlığın mevcut konjonktürü daha iyi ifade ettiğini düşünerek vazgeçtim.

Swiss Re’nin önemli rapor serisi olan Sigma’da teknoloji devlerinin rekor yatırım harcamaları ve sigortacılığa etkileri üzerine bir araştırma notu yayımlandı. O kadar çok önemli şeyler vardı ki toparlamakta zorlandım açıkçası.

Aşağıda bu kısımları okuyabilirsiniz, yararlı olmasını umuyorum. 


  • Küresel ekonomi, sermaye harcamalarının dijital yazılımlardan devasa fiziksel altyapılara kaydığı yepyeni bir Capex Süper Döngüsü çağına adım atmaktadır. Bu devasa inşaat sürecinde asıl temel kısıtlayıcı unsur sermaye finansmanı bulmak değil, projelerin piyasalarca sigortalanabilirliği haline geldi.

 

  • Özellikle yapay zeka veri merkezleri gibi karmaşık ve yüksek maliyetli altyapılar son derece hassas nitelikte olduğundan, bu tesisleri geleneksel şartlarda sigortalamak oldukça zor.

 

  • 2026 yılı itibarıyla küresel enerji yatırımlarının 3,4 trilyon dolara ulaşması beklenirken, bu harcamaların yaklaşık %60'ı doğrudan elektrik şebekelerine, depolama sistemlerine ve yenilenebilir enerjiye aktarılıyor. Eş zamanlı olarak küresel savunma harcamaları da 2,9 trilyon dolar ile tarihi bir rekor seviyeye ulaşmış durumda.

 

  • Fiziksel varlık yatırımlarındaki bu hamle, ticari Mülk ve Kaza (P&C) sigorta sektörü açısından son on yılların en büyük büyüme dalgasını temsil etmektedir.

 

  • Yalnızca yenilenebilir enerji yatırımlarının 2030 yılına kadar küresel ölçekte 111 milyar dolarlık yepyeni bir sigorta prim havuzu yaratacağı öngörülmektedir.

 

  • Yapay zeka veri merkezleri ve yenilenebilir enerjinin 2030'a kadar oluşturacağı toplam 200 milyar dolarlık kümülatif prim havuzu, doğrudan bu devasa fiziksel varlıkların korunması ihtiyacına karşılık gelmektedir. Tüm bu devasa prim potansiyeline rağmen sürecin sigorta sektörü için ciddi bir baş ağrısı yaratmasının altında yatan temel yapısal sebepler mevcut.

 

  • Yapay zeka teknolojilerinin gerektirdiği ileri düzey donanım ve mikroçip üretimi, tedarik zincirinde az sayıda ve tekil stratejik fabrikada toplanmak zorunda. Tek bir yapay zeka veri merkezi kampüsünün değeri 10 milyar doların üzerine çıkabilirken, gelişmiş bir yarı iletken fabrikasının toplam bütçesi 165 milyar doları bulabilen muazzam rakamlara ulaşıyor.

 

  • Teknoloji devlerinin büyük sermayelerine rağmen bu devasa riskleri tamamen kendi bilançolarında tutmamalarının temel sebebi, sermaye verimliliği ve borçlanma gereksinimleri.
  • Sigorta poliçeleri, bu mega altyapı projelerinde bankalar ve kreditörler için finansmanın temel bir ön koşulu olduğundan, teminat bulunamadığı takdirde projeler kredi alamamakta ve iptal olma riskiyle yüzleşmektedir. Bu doğrultuda teknoloji devlerinin küresel ölçekteki yatırımlarının geleceği ve kaderi, sigorta şirketlerinin sağlayacağı kapasiteye ve güvene doğrudan bağlı.

 

  • Stratejik endüstriler,  enerjiye erişim, yetişmiş iş gücü ve altyapı elverişliliği nedeniyle afet riskleri taşısa bile belirli dar coğrafyalarda toplanmak zorunda kalıyor. Örneğin ABD'deki toplam veri merkezi kapasitesinin %40'ından fazlası Texas ve Virginia eyaletlerinde kümelenmiş ancak bu alanlar dolu fırtınaları ve şiddetli iklim olayları açısından en riskli coğrafyalar arasında. Benzer şekilde küresel yarı iletken üretim kapasitesinin %18'i ve en gelişmiş süper çiplerin %92'si tek başına Tayvan'da yoğunlaşmış durumdadır.

 

  • Tayvan'da meydana gelebilecek yerel bir deprem bile küresel tedarik zincirini kırarak ABD'deki 50 milyar dolarlık tesislerin çalışamamasına yol açmakta ve sigorta şirketleri bu devasa Dolaylı İş Durması tazminatlarını ödemek zorunda kalmakta.

 

  • Sigortacılar inşaat ve mühendislik aşamasındaki fiziki riskleri son derece iyi bilip yönetebilse de, asıl karmaşık risk birikimi inşaat bitip çipler takıldıktan ve operasyon için şaltere basıldıktan sonra başlıyor…

 

  • 2024 yılında 40'tan fazla ülkede sıcak hava dalgaları yüzünden elektrik talebi rekor kırarken, veri merkezlerinin soğutma için aşırı elektrik tüketmesi ve su kaynaklarının çekilmesi elektrik şebekelerinin çökme riskini tırmandırıyor.

 

  • Tek bir satır hatalı kod konfigürasyonu veya bulut sağlayıcısındaki bir kesinti, o ağa bağlı çalışan hastanelerden binlerce ticari işletmeye kadar zincirleme yayılarak sigortacıların en büyük kabusu olan sistemik iş durması tazminatlarına dönüşebiliyor.

 

  • Bu boyuttaki risk birikimlerini göğüsleyebilmek adına sigorta ve finans piyasalarının yeni bir finansal mimari inşa etmesi zorunlu hale geliyor. Bu yeni mimarinin en kritik sütunlarını, riskin dikey ayrıştırıldığı katmanlandırma ve yatay olarak paylaşıldığı sendikasyon mekanizmaları oluşturuyor. Bu yapı sayesinde 50 milyar dolara varan devasa tekil riskler dikey katmanlara bölünerek piyasadaki farklı aktörlerin risk iştahına göre dağıtılıyor.

 

  • Sigortacılar artık dijital ikizler teknolojisini kullanarak tesislerin sanal kopyalarını oluşturmakta ve sistemlerin olası felaket senaryolarına nasıl tepki vereceğini önceden simüle etmektedir.

2030 yılına kadar AI veri merkezlerinden doğacak 91 milyar dolarlık kümelenmiş sigorta prim potansiyelinin %54'ünün Mülk/Yangın (Property) ve %20'sinin Mühendislik branşında gerçekleşeceğini gösteren tablo:

Bank of America
Bank of America • Online Bahis Ekonomisi
11 Eylül 2026 Cuma

Online Bahis Ekonomisi

 

Malumunuz futbol gündemi bir hayli yoğun; şampiyonlar ligi maçları ve istifalar…

Bank of America Enstitüsü tarafından yayınlanan online bahis platformlarına yönelik araştırma bir hayli önemli. Çünkü gençlerin harcama alışkanlıkları, finansal bir yatırım olarak “online bahislerin yükselişi” hepsi birer dönüştürücü potansiyele sahip.

Raporun önemli kısımlarını aşağıdaki gibi özetlemeye çalıştım.

Yararlı olur umarım;

  • Online bahis dünyası artık dar bir kitlenin hobisi olmaktan çıkarak genç kuşakların ana akım aktivitesi haline geldi. Temmuz 2026 itibarıyla online bahis hacminin %88’i Gen Z ve Milenyum kuşakları tarafından gerçekleştirildi.
  • Haziran ve Temmuz aylarındaki "ilk kez kullanıcı" sayısı, Ocak ayına kıyasla 3 katına çıktı. Elbette ki FIFA Dünya Kupası bu yükselişte kritik rol oynadı.
  • Kullanıcılar sisteme yatırdıkları her 1 dolar için ortalama 75 cent’ten daha azını geri alabiliyor.
  • 2026 verilerine göre, bahis oynayan hanelerin medyan mevduat bakiyesi, bahis oynamayan hanelerin bakiyesinin sadece %59’u düzeyinde kalıyor. Bahisçiler, birikim yapmak yerine daha fazla harcama ve risk alma eğilimi gösteriyor.
  • Tüketicilerin %20'si spor bahsini bir "yatırım türü" olarak görüyor. Özellikle Gen Z üyeleri arasında bu algı, diğer nesillere kıyasla iki kat daha yaygın.
  • Sonuç olarak; Z kuşağı birikim veya geleneksel yatırım yapmaktan ziyade çok riskli – Bitcoin veya bahis – gibi işlemler ile kısa zamanda zengin olma gayesinde. Bu durum yatırımları dışlarken aynı zamanda gelir dağılımı üzerinde de etkili. Bu açıdan gelecek dönemde gerek finansal piyasalar gerekse de “enflasyon” gibi kısımlarda daha farklı yaklaşımlar gerekebilir.

Kuşak

Çevrimiçi Bahis Aktivitesi Payı

Z Kuşağı - 1997 ile 2012

%48

Y Kuşağı (Millennials) 1981 ile 1996

%40

X Kuşağı 1965 ile 1980

%9

Baby Boomers 1946 ile 1964

%3


TAI
TAI • Küresel Emeklilik Fonları Araştırması
10 Eylül 2026 Perşembe

Küresel Emeklilik Fonları Araştırması

 

Thinking Ahead Institute tarafından gerçekleşen küresel emeklilik fonları büyümelerine yönelik araştırma 4 Eylül tarihinde yayınlandı.

Raporun önemli kısımlarını aşağıdaki gibi özetlemeye çalıştım. En sonda ise dünyanın en büyük emeklilik fonlarına yönelik liste bulunuyor.

Yararlı olur umarım;

  • Dünyanın en büyük 300 emeklilik fonu, varlıklarını 2025 yılında %13,4 oranında artırarak 27,7 trilyon ABD doları ile rekor seviyeye ulaştı. Bu rakam 2017 yılından bu yana en yüksek büyüme oranı.
  • Norveç Devlet Emeklilik Fonu ilk kez 2 trilyon ABD doları sınırını aştı.
  • Varlıkların Avrupa ve Asya-Pasifik'teki payı sırasıyla %24,6 ve %26,6'ya yükselirken, Kuzey Amerika bölgesinin toplam varlıklar içindeki payı %44,7'ye geriledi.
  • En büyük 20 fon varlıklarını %14,7 oranında artırarak toplam varlıklarını 11,9 trilyon dolara taşıdı.
  • Asya-Pasifik bölgesi en büyük 300 içindeki varlık payını bir önceki yıla göre %25,5'ten %26,6'ya çıkardı. Bölgedeki fonlar, ana bölgeler arasındaki en yüksek oran olan %51,4'ü hisse senetlerine ayırırken, %36,4'ünü tahvillere ve %10,5'ini alternatif yatırımlara yönlendirdi.
  • Avrupa'nın büyümesi, ilk kez 2 trilyon ABD doları kilometre taşını aşan Norveç Devlet Emeklilik Fonu tarafından önemli ölçüde desteklendi. Bu fon, 2024 yılında Japonya Hükümeti Emeklilik Yatırım Fonu'nu geride bırakarak dünyanın en büyük emeklilik fonu olmuş ve en yakın rakibinden %12,7 daha büyük bir konuma ulaşarak bu liderliğini daha da pekiştirmişti.

  • İngiltere ve Hollanda, son beş yılda hem yerel para birimi hem de ABD doları bazında daralan tek emeklilik pazarı oldu.

Top 20 pension funds (US$ millions)

Rank

Fund

Market

Total Assets

1

Government Pension Fund

Norway

2,109,484

2

Government Pension Investment Fund

Japan

1,872,068

3

Federal Retirement Thrift

U.S.

1,057,257

4

National Pension

South Korea

1,005,541

5

ABP

Netherlands

624,712

6

Canada Pension Plan

Canada

578,391

7

California Public Employees

U.S.

576,177

8

Central Provident Fund

Singapore

514,47

9

National Social Security

China

420,65

10

California State Teachers

U.S.

385,591

11

Employees Provident Fund

Malaysia

347,037

12

New York City Retirement

U.S.

306,317

13

PFZW

Netherlands

295,263

14

New York State Common

U.S.

291,451

15

Local Government Officials

Japan

263,77

16

AustralianSuper

Australia

259,778

17

Labor Pension Fund

Taiwan

242,759

18

Florida State Board

U.S.

240,525

19

Australian Retirement Trust

Australia

234,018

20

Employees’ Provident

India

230,289


Raporun ful versiyonuna bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
NBER
NBER • Ticaret Paradoksu
26 Ağustos 2026 Çarşamba

Ticaret Paradoksu

 

Merhabalar,

Bildiğiniz gibi Trump geldiğinden bu yana “gümrük tarifeleri” tartışmaları bir türlü dinmedi. Gümrük tarifelerinin etkisi ise aslında oldukça karmaşık, klasik ticaret teorileri ile açıklamak pek mümkün gözükmüyor…

Yazarların Fed ekonomistleri olduğu Ulusal Ekonomik Araştırma Bürosu tarafından yayınlanan “Gümrük Vergileri, Yatırım ve Gerçekleşmeyen Ticaret Çöküşü” adlı makalenin öne çıkan kısımlarını aşağıdaki gibi özetliyorum:

  • 2025 yılında ABD’nin uyguladığı küresel gümrük tarifelerinde gerçekleşen %10’luk artış, Büyük Buhran’dan bu yana görülen en yüksek korumacılık seviyesi. Ancak klasik teorilerin aksine ithalat çöküşü gerçekleşmemiş üstelik bazı mal ve hizmet gruplarında ciddi artışlar kaydedilmiş.
  • Ancak tarife uygulamasındaki “seçici” yaklaşım, ithalatta sınırlı bir etki yaratmış. Tüketim mallarındaki tarifeler %13 civarında olurken ara mallarda %9, sermaye mallarında ise %6 tarife artışı gerçekleşti.
  • ABD, yapay zeka yarışında kendisini olumsuz etkileyecek her şeyden kaçınıyor. Ticaret politikasından da görüleceği üzere çok düşük bir oranda tarife artışı gerçekleştirirken yapay zeka ile ilişkili mal ithalatında %70’leri aşan bir artış kaydedilmiş. Ayrıca ABD, yarı iletkenleri (mikroçipler), bilgisayarları ve ilgili elektronik donanımları bu artışlardan muaf tutmuş veya çok düşük vergi oranları uygulamıştı.
  • Firmalar ise 2025 ilk çeyreğinde muazzam bir stok artışı gerçekleştirmiş vaziyette. Stokların erimesi ile ithalat hacmi gittikçe zayıflama eğilimi gösteriyor.
  • Eğer stok ayarlaması ve yapay zeka yatırımları olmasaydı ABD’nin ithalat hacmi %10 oranında düşecek ve GSYH %0,7 oranında daralacaktı.
  • ABD ekonomi daha kırılgan bir hale geliyor. ABD’de ithalat/GSYH oranı 1940’larda %4 iken şu an %15 seviyesinde. Sermaye malı ithalatı payı ise sıfırlardan %30’lara ulaşmış vaziyette. Yapay zeka sektöründeki ithalatın oranının çok yüksek olduğunu not etmek isterim.

Ez cümle; tüketim mallarındaki artışlar fiyat artışlarını tetiklese de talebi de azaltmış vaziyette.

Ancak yapay zeka ve ilişkileri sektörlerin bu derece sübvanse edilmesi, ekonominin “yeni büyüme motoru”na evrilmesi ne derece risk teşkil ediyor? Yapay zeka balonu ve sert düzeltme beklentileri sadece finansal piyasalarda değil, büyüme üzerinde de sert bir etkisi olacak.

Güzel bir grafik:


Raporun ful versiyonuna bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

BlackRock
BlackRock • Uzay Ekonomisi: Yeni Bir Yatırım Sınırı
12 Ağustos 2026 Çarşamba

Uzay Ekonomisi: Yeni Bir Yatırım Sınırı

 


BlackRock, “Uzay Ekonomisi: Yeni Bir Yatırım Sınırı” isimli bir araştırma raporu yayınladı. Malumunuz mevcut konjonktürde yatırım teması  şu an için yapay zeka  ve enerji ekseninde şekilleniyor.

Uzay teknolojisindeki gelişmeler birçok şeye çözüm sunabilir ve tarihsel perspektiften baktığımızda insanoğlu gerçekten yakın gelecekte bu hayali gerçekleştirebilir.

 Raporun önemli gördüğüm kısımlarını aşağıdaki şekilde özetleyebilirim:

  • Şu an “uzay” teması çok güçlü bir şekilde yükseliş kaydediyor. Maliyet tarafınca ciddi düşüşler, yapay zeka ile birlikte üst düzey fizik-matematik gibi verilerin anlamlandırılması ile savunma sanayisinin bu alana yönelmesi bu temanın güç kazanmasında katalizör niteliği taşıyor.

  • Maliyet kısmını detaylandırırsak eğer;

Sistem

Maliyet (USD/kg)

NASA Uzay Mekiği

54.000

SpaceX (Kısmi Yeniden Kullanılabilir)

2.700

Tam Yeniden Kullanılabilir Sistemler

270


  • Maliyetlerin tamamen geri dönüştürülebilir parça ve sistemler aracılığı ile 270 dolarlara kadar düşmesi büyük bir ticari – ekonomik iştah yaratacaktır.
  • Diğer taraftan Edge Computing yani uçta bilişim isimli bir kavram var. Normalde yörüngedeki uydular ham veriyi işleyip Dünyaya gönderiyordu. Ancak bant genişliği nedeniyle bu çok yüksek verilerin (terabayt), Dünyaya inmesi günler sürüyordu. Artık yapay zeka çiplerinin uydulara entegre edilmesi ile yani “uçta bilişim” ile örnek olarak bir limandaki gemi trafiğinin radar görüntüsü yörüngedeyken işlenmekte ve Dünyaya ham fotoğraf/video yerine sadece birkaç kilobaytlık işlenmiş veri (A limanından 3 kargo gemisi ayrıldı) saniyeler içinde iletilebiliyor.
  • Şu an Dünyada 1 gigavatlık veri merkezi kurulum maliyeti 40-50 milyar dolara yaklaşırken teslimat süreleri 2030'lara sarkıyor. Bununla birlikte halkın tepkisi, yasalar vs. işler oldukça karışık bir hal alabiliyor. Ancak uzay, sınırsız ve kesintisiz enerji sunuyor. Güneş panelleri 7/24 sürekli enerji üretirken tamamen bedava ve garanti. Ayrıca dünyadaki sunucu soğutma maliyetleri ile su tüketimi de dezavantaj. Halbuki uzayda doğal bir soğuk var ve bu maliyetler de ortadan kalkıyor.
  • Uzay sınırsız; ölçek ekonomisi kuralı uzayda da işliyor. Ölçek büyüdükçe birim maliyet düşüyor.
  • Amerikan Uzay Kuvvetleri'nin bütçe talebi 2026'dan 2027'ye %78 artarak 55,5 milyar dolara yükselmiş vaziyette. 2020'den bu yana aktif uydu sayısı neredeyse üç katına ulaşmış.

  • Gelelim raporun sonunda yer alan kritik soruya: “yörüngede yaşanacak olası bir kaza, sabotaj veya siber saldırı durumunda uzayın yasalarını kim uygulayacak?”. Kazalar için “sigortacılığa” iş düşüyor muhakkak. Ancak hukuk ve egemenlik konuları oldukça karmaşık.