IMF
IMF • IMF Podcast Serisi: Küreselleşmeyi Savunurken
8 Nisan 2023 Cumartesi

IMF Podcast Serisi: Küreselleşmeyi Savunurken



IMF resmi podcast hesabının da takip ettiği blogumdaki podcast inceleme serisine bir yenisi daha eklendi. Bu yeni podcast inceleme yazım küreselleşme üzerine.


Uzun bir zamandan beri küreselleşme karşıtı söylemler şu an yeni bir versiyon olarak karşımıza çıkıyor; pandemi ile birlikte tedarik zincirlerindeki bozulma, enflasyonist seyir ve göç hareketleri aşırı küreselleşmiş bir dünyanın negatif yansımalarını oluşturuyor.

 

Eleştiriler yeni bir soluk kazanırken bu podcast, “tarihsel” açıdan daha da fazla küreselleşmenin tüm bu aksaklıklara reçete olabileceğini savunuyor...

 

IMF Podcast’in yakın zamandaki konuğu Harold James’di. Harold James, Princeton Üniversitesi’nde tarih ve uluslararası ilişkiler üzerine dersler veriyor. Ayrıca IMF’nin tarihçisi. Birçok kitabı olan James’in son kitabı “Seven Crashes: The Economic Crises that Shaped Globalization”. Ayrıca son makalesi olan “In Defense of Globalization”ı bu bağlantıdan okuyabilirsiniz.

 

IMF, dünyanın enflasyon ile uğraştığı ve küreselleşme ile ilgili ciddi soru işaretlerinin olduğu bir zamanda Harold James ile ufuk açıcı bir sohbet gerçekleştirmiş. James, küreselleşmenin artarak devam etmesi gerekliliğini savunurken tezini tarihsel veriler ile de destekliyor. Ayrıca önemli uyarılar yaparak risklerden de bahsediyor.

Podcast’in önemli kısımları ise aşağıdaki gibi.

 

Keyifli okumalar.

 

Küreselleşme karşıtı söylemlerde 2020 öncesi ve sonrası olmak üzere ciddi bir fark bulunmakta. 2020 yılı öncesinde uluslararası ticaretin etkisiyle insanlar göç ve göçün ücretler ve istihdam üzerindeki etkilerinden endişe duyuyorlardı. İş kayıpları biraz da öncelikli bir meseleydi ve gelişmiş ülkeler göçün sağlık ve sosyal harcamaların mali yapı üzerindeki negatif etkisi nedeniyle endişe duyuyordu. Ancak 2020 sonrası küreselleşme tartışmaları radikal bir şekilde evrim geçirdi. Pandemiyle birlikte önce tıbbi ekipman, ardından bilgisayar çipleri ve daha geniş bir şekilde tedarik zincirlerinin kırılganlığı konusunda varoluşsal tehditler ve kıtlıklar üreten bir tartışma haline dönüştü. Rusya-Ukrayna savaşı, Karadeniz üzerinden Orta Doğu başta olmak üzere Doğu Akdeniz'e ve hatta Endonezya gibi uzak yerlere gıda akışının kesintiye uğramasına neden oldu ve Rusya başta enerji olmak üzere tahıl ürünlerini bir politik kaldıraç olarak kullandı. Tüm bu gelişmeler ise büyük ülkeler için, tedarik zincirlerine bu kadar bağımlı olmamayı ve gerekli ürünleri ülke içinde üretmeye çalışmayı, hatta kendi üretimlerini yeniden yerlileştirerek dostane ülkelerle daha fazla ticaret yapmanın gerekliliğini ortaya çıkardı. ABD Hazine Bakanı Janet Yellen’in, "friendshoring" terimini kullanarak bu bu konuya atıfta bulunması küreselleşmenin fikirsel bir dönüşümünün mesajıydı.   

Tedarik sürelerinin ciddi bir şekilde uzaması ve aksaklıklar, insanların bilinçlenmesini sağlarken güvensizliğin de doğmasına neden olmuştur. Artan bu güvensizlik stokçuluğu artırmış ve küresel ekonomiyi tamamen yok etmese de yavaşlatmıştır. Özellikle otomobil endüstrisi çip arzındaki yetersizlikler nedeniyle en büyük etkilenen sektörlerin başında geliyor.

Tarihsel olarak, küreselleşme enflasyonist kısır döngülere karşı bir panzehir sunabilir. 19. yüzyılın ortalarındaki açlık krizleri ve 1970'lerin petrol şokları dünya genelinde büyük bir enflasyon dalgasına yol açtı. Her iki durumda da yeni teknolojiler küresel tedarik sistemlerini dramatik olarak değiştirdi, küreselleşmeyi genişletti ve uzun dönemli bir enflasyon düşüşünün önünü açtı. Sonuç olarak enflasyonun yaygınlaşması dünyayı daha fazla küreselleşmeye yönlendirdi ve geniş faydalar sağladı. (Grafik:1)

Grafik 1: Küreselleşme ve Enflasyon

Ben özellikle iki dönemin küreselleşme hikayesinde dönüm noktasını olduğunu belirtmek istiyorum. İlk olarak, 19. yüzyılın ortasında 1840'larda, Avrupa'da hasatların yaygın olarak başarısız olması, iklim nedeniyle çok yağışlı yazlar, güneşsizlik, yağmurların nem ve çürüme üretmesiyle birlikte ünlü İrlanda patates kıtlığı oluştu. Patates, sadece İrlanda'da değil, Kuzeybatı Avrupa'da da temel üründü. Bu büyük problemlerle başa çıkmak için hükümetler aşırı zorlandı. Birçokları yerel çözümler bulabileceklerine inandı. Sonunda, Avrupa için yeterli ve istikrarlı bir gıda kaynağı sağlamanın tek yolunun küreselleşmek ve Kuzey Amerika'dan, Güney Amerika'dan ve Rus İmparatorluğu'nun iç bölgelerinden tahıl almaktan geçtiğini fark ettiler. Tüm bu bölgeler ile ticaret ise demiryolları ve okyanusu geçen buharlı gemiler sayesinde mümkün olmuştu. Diğer bir dönüm noktası ise 1970'lerde yaşanan petrol fiyatı şokları ve yine şu anda Avrupa’nın hissettiği gibi tamamen bağımlı ve savunmasız olduğumuza dair bir duyguydu.  1970'ler, küreselleşmenin ikinci büyük ivmesini getirdi. Dünya ekonomi çıktısındaki ticaret payına bakarsanız, 1970'ler ve 80'lerdeki artış, 19. yüzyılın ortasındakinden çok daha büyük bir yükseliş olarak görülür. Yani dünyanın daha uzak bölgelerinden daha fazla üretim elde etmek, 20. yüzyılın sonlarında enflasyonu düşürmede son derece önemli bir rol oynamıştır. Her iki durumda da dönüşümü gerçekleştirecek teknolojiler için etkileyici bir şok gerekti: orta-19. yüzyılın kıtlık krizleri ve ardından 1970'lerdeki petrol fiyatlarındaki artışlar. Büyük fiyat artışları nedeniyle yaratılan ekonomik buhran, yeniliklerin dönüştürücü gücünü ortaya çıkaracak koşulları yarattı. Büyük ödül, ancak kıtlık koşullarında geldi.

 

Günümüze doğru geldiğimizde ise dönüşümü gerçekleştiren “şok”un Covid olduğunu söyleyebilirim. Örneğin şu anda uzaktan konuşma gerçekleştiriyoruz. Tabii, Covid öncesi de bunu yapabilirdik, ancak Covid gerçekten bunu yaygınlaştırdı. Aynı zamanda yapay zeka uygulamalarının da önemli gelişmeler yaşanırken daha fazla uygulamaların piyasalara sürüldüğünü görmekteyiz. Bunların, 19. yüzyılın ortasındaki veya 1970'lerdeki yeniliklerden daha da önemli ve etkili olduğuna inanıyorum.

 

Covid şokunun ardından kullandığımız teknolojiler aslında uzun bir süredir var ancak kütüphanenin tozlu raflarından yeni uygulamalar ve keşifler için çıkarılmayı bekliyordu belki de… Örneğin, mRNA aşısı... 1990'lara kadar dayanan bu mRNA aşıları nadir tropikal hastalıkları tedavi etmek için kullanılıyor. Covid ile birdenbire büyük bir uygulama alanı gördük ve başarılı da oldu. Bu gelişme sonrası mRNA aşıları geniş bir tabanda uygulanabilir hatta birçok kanser türünün tedavi edilebileceğini hayal etmek mümkün.

 

Diğer bir yandan işgücünün de küreselleştiğine şahit oluyoruz. İnsanlar yoğun kalabalık büyük şehirlerden uzak, ıssız yerlerde yaşarken uzaktan ve genellikle farklı ülkelerde çalışabilirler. Örneğin, Avrupalı şirketler için Sırbistan, Kuzey Makedonya, Türkiye, Ukrayna gibi ülkelerde yazılım geliştiricilerden oluşan büyük bir grup çalışmaktadır. Yabancı şirketler için çalışıyorlar ve yabancı para birimleriyle, genellikle dolar veya euro ile ücret ödemesi gerçekleşiyor. Bu, fiziksel bir yer değiştirme olmadan bir iş gücünün küreselleşmesine dair etkileyici bir örnek oluşturuyor. Ancak diğer bir taraftan eşitsizliğin artmasına yönelik endişeler de mevcut. Bu hem ücret eşitsizliğini kapsıyor hem de her meslek grubu uzaktan & evden çalışma imkanına sahip bulunmuyor.


Seriye ait diğer yazıları buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.


IMF Podcasts · Harold James: In Defense of Globalization



❌Açık kaynak gösterilmeden paylaşım yapılamaz.©




Tavsiye Okuma Listesi

New spaces of inequality with the rise of remote work: Autonomy, technostress, and life disruption, ( https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S014362282300019X )


Working from home has entrenched inequality – how can we use it to improve lives instead? (https://www.theguardian.com/commentisfree/2022/jan/09/working-from-home-inequality-pandemic-inequalities-uk)